İnsanın her konudaki aktivitesinde harekete geçirici bir güç vardır ki, bunun kaynağı yaşam gücümüzdür. Bu enerji, sinir sistemimiz boyunca akan bir enerjidir. Bu manevî yapımızı çok yakından ilgilendirdiği için bilincinde olmakla kazanılıp, israfıyla da kaybedilmektedir. İnsan yaşam enerjisi olmadan hiçbir şey yapamaz. Kuyruk sokumundaki manyetik merkez tarafından doğadan temin edilen bu yaşam enerjisi, nefes alırken burun civarından bedenimize girmektedir. Bu enerji maddî bir enerji değildir ve burun deliklerinden girip kuyruk sokumuna gelir. Burada bir çeşit manyetik bir merkezden bedenimizin her yanına yayılan ve onun şeklini alan bir bulutumsu etki oluşturur. Bedeni bir kılıf gibi saran ve atom altı yapılara inen bir çeşit eterik enerjidir. Spiritüel deyimle de bir esir enerjidir. Doğu öğretilerinde bunun adı ‘prana’ dır.
Kozmostan alınan bu enerji, vücudumuzun canlılığını temin eder. Bu enerjinin ışıması mavi renkli bir flüoresan aydınlığı olarak tespit edilmektedir. Yaşama en fazla etkisi bulunan ve en yüksek titreşimde olan bu enerji, metafizik bir enerjidir. Beynimiz bu enerji sayesinde vücudumuzu yönetir ve iç organlarımıza irademizin dışında bir fonksiyon sağlar. Hedeflerimizde cehit, gayret ve irade gücünü bu enerji sayesinde buluruz. Yaşam enerjimizin yüksekliği moral gücümüzün artmasına, azalması da moral çöküntülerine sebep olur. Aynı zamanda bu enerjinin birikimi, karakter gücü ve itimat duygusunu öne geçirir. tamamını oku »