ASTRAL SEYAHAT NEDİR?
Bedenimizi belirli bir süre terk ederek çeşitli yerlere düşünce hızı
ile gidip, gittiğimiz yerlerde meydana gelen olayları izleyebilmemiz
mümkündür. Parapsikoloji Enstitüleri’nde incelenen Duyular Dışı
Algılamalarımız arasında en ilginçlerinden biridir…
Şuurumuzun fiziki bedenimizin dışına yansıması ya da diğer bir tanımla,
şuurluluk alanımızın genişleyerek beden dışına taşma olayına Astral
Seyahat veya Şuur Projeksiyonu adı verilir.
Bu yansıma fiziki evrenin her hangi bir noktasına olabildiği gibi, fiziki
evrenin ötesindeki ortamlara da olabilmektedir. Diğer Duyular Dışı
Algılamalarımız’da olduğu gibi aslında hepimizde bu yetenek vardır. Fakat
hepimiz bu yeteneğimizi kullanamayız.
Parapsikoloji Kürsüleri’nde, özel metodlarla gerçekleştirilen Astral
Seyahat çalışmalarında oldukça önemli adımlar atılmış durumdadır:
İnsan yapısına, yaşama, varoluşa, fizik evren yapısına yepyeni boyutlar
getiren bu çalışmalar aynı zamanda, ölüm ve ölüm ötesi yaşamla ilgili
konular hakkında da son de-
71
rece önemli bilgilerin biraraya getirilmesinde çok büyük bir fonksiyon
görmüştür.
ASTRAL SEYAHAT HERKES TARAFINDAN YAPILABİLİR Mİ?
Evet… Özel metotlarla bu yeteneğimizden yararlanabilmemiz mümkündür.
Ancak bıkmadan, usanmadan, büyük bir sabırla üstünde çalışılması
gerekebilir. İlk denemelerinde bu tecrübeyi yaşayabilenler olmuşsa da,
genellikle uzun süre üstünde çalışılması gerekebilir. Bu çalışmada
başarı elde edip edememeniz tamamen size bağlıdır. Özellikle deney
öncesi sağlamanız gereken şartlan tam anlamıyla yerine getirebilirseniz,
başarısızlığa uğrama şansınız oldukça azalacaktır.
Özel çalışmalarla gerçekleştirilebilmekte olan Astral Seyahat, hiç bir
çalışma yapmadan bazen kendiliğinden de yaşanabilir. Dünya üzerinde
birçok insanın başından böyle bir tecrübe geçmiştir.
Kendiliğinden meydana gelen olaylarda genellikle bu ayrışma uyku sırasında
gerçekleşir. Uyumakta olduğu bir sırada kendini bedeninin dışında hatta
bedenini yukardan seyrederken bulan insanların sayısı bir hayli fazladır.
Bu tür bir olayla karşılaşan bazı kişiler, bu konuda yeterli bilgiye
sahip değilse, kendinde psikolojik dengesizliklerin başladığı endişesine
kapılarak, bu olaydan hiç kimseye söz etmeme yolunu seçmektedir. Oysaki bu,
herhangi bir rahatsızlık belirtisi değil, parapsişik bir yeteneğimizin
kendiliğinden ortaya çıkmasıyla meydana gelen bir tecrübedir.
ASTRAL SEYAHAT SIRASINDA YAŞANANLAR
Astral Seyahat sırasında bedenin değişik yerlerinde seğir-
72
“ASTRAL SEYAHAT”
meler, kulakta çınlamalar ve tam ayrışma anında ise, çatırdama ya da
buna benzer bir takım sesler duyulabilir.
Astral seyahat yaparak bedeninden geçici bir süre ayrılanlar, başlarından
geçen bu tecrübelerini genellikle birbirlerine çok benzer ifadelerle
anlatmaktadırlar…
İşte onlardan birkaç örnek:
“Beden dışındaki ilk tecrübemi gayet iyi hatırlıyorum. O zamanlar 7
yaşındaydım ve böyle bir şeyden haberim yoktu. Bir yaz günü, sabahın
erken saatlerinde çok susamış olarak uyandım. Yataktan dışarıya
çıkarak içme suyunun bulunduğu yere gittim. Ancak sürahi boştu. Bunun
üzerine pencereye doğru yürüyerek perdenin aralığından güneşin ilk
ışıkları ile aydınlanan bahçeye baktım. Sonra geri dönerek yatağa
geldim. Yatağın dolu olduğunu gördüğüm zaman şok geçirdim. Yatağımda
uyumakta olan birisi vardı ve bu insanın kendim olduğunu gördüğüm zaman
korku ve şaşkınlığım daha da arttı. Bu şaşkınlık sebebiyle olsa
gerek, aniden ve süratle bedene çekildiğimi ve ayaklarımın bedenin
ayakları üzerine gelecek şekilde bedene gömüldüğümü hissettim. Sonra
uyandım. Daha sonra bu o-lay bir çok kereler tekrarlandı.”
“Bir deniz seyahatindeydim. Bir gün sırt üstü yatarken uykuya dalmışım.
Bir kabus görmeye başladım. Gemi batmakta sular yavaş yavaş
yükselmekteydi. Fakat ben sular çeneme gelinceye kadar kayıtsız kaldım.
Sonra büyük bir mücadele sonucu soğuk bir ter içinde uyandım. Bir kaç
dakika içinde tekrar uyumuşum. Bir ara yan tarafıma dönük olarak yatarken,
geminin bölmesine doğru hareket etmekte olduğumu hissettim. Çok hoş bir
histi bu. Her şeyin farkındaydım. Tamamen bilincim yerinde olduğu halde bu
olayı normal karşılamam sonradan beni çok şaşırttı. Sırt üstü
yatacak şekilde yavaşça döndüm. Sonra böyle uyuya kalırsam ikinci bir
kabus görürüm düşüncesi ile tekrar yan tarafıma dönmek istedim. Ancak
bu çok zor bir işti ve epey mücadele etmek zorunda kaldım. Bu olaya rağmen
her şeyi hala normal karşılamaktaydım. Yanlamasına dönmüştüm ki, bir
kuvvetin beni sırtımdan geriye doğru çektiğini hissettim. Bir kaç dakika
orada öylece yanlamasına sallanır vaziyette kaldım. Bedenimin sallantısı
durduğu halde, sol bacağım sallanmasına bir müddet daha
73
devam etti. İşte bu bana tuhaf gelmişti… Bunun üzerinde düşünüyordum
ki bedenimin dışında olduğum fikri birden zihnimde canlandı. O kadar
tatlı bir histi ki, burada kalmaya karar verdim. Ne olacağını beklemeye
koyuldum… Bir ara kendimi kapıdan 30 cm, yerden ise 210 cm kadar
yükseklikte buldum. Sonra koridorda ayak sesleri işittim. Gelip beni bu halde
görürlerse ne aptalca bir şey olacağını düşünmüştüm ki bir sıçrama
oldu ve uyandım. Sıçrama merdivenden inerken veya çıkarken basamak
olmadığı halde var zannıyla atılan adım sonucu ortaya çıkan sarsılmaya
benziyordu…
Aynı yılın Eylül’ünde karaya ayak bastığımda, bu olayla ikinci kez
karşılaştım. Pozisyonum ilk seferinde olduğu gibiydi. Yegane fark, odamın
oldukça aydınlık oluşuydu. Her zamanki gibi normal bir uykuya dalmıştım.
Sonra kendimi, ayaklarım eksen olmak üzere yanlamasına doğru şiddetle
sallanır buldum… Daha sonra bu sallanma sona erdi. Fiziki bedenimden 1
metre kadar yükseldim ve havada asılı durmaya başladım. Bir iki dakika
sonra sağa doğru hareket ettim ve ayaklarım yavaşça yere doğru gelecek
şekilde aşağı süzüldüm. İşte o zaman etrafı görebildiğimin farkına
vardım. Artan heyecanımı bastırmayı başararak aynaya doğru yürüdüm.
Sanki suyun altında zorlukla yürüyor gibiydim. Birden bir şok geçirdim.
Bedenim hemen arkamda bulunan divanda yatmaktaydı ve ben onu dışardan
izleyebiliyordum. Bir an için ölmüş olabileceğimi düşündüm.”
FİZİK BEDEN TERKEDİLEBİLİR
Kendimizi o kadar çok fiziki bedenimizle bir görmeye alışmışızdır ki,
onu geçici bir süre de olsa terk etmek fikri bile bazılarımıza garip
duygular verebilir… İnsanı sadece fizik bedenden ibaret görenler ya da
ısrarla böyle görmek isteyenler için bu yeteneğin olması büyük bir
talihsizliktir!… Çünkü bu yeteneğimiz bizim sadece fiziksel bir yapıya
sahip olmadığımızın en büyük kanıtlarından biridir.
Çok eski çağlardan günümüze kadar hemen tüm toplumlarda Astral Seyahat
yapabilen kişiler çıkmıştır.
74
“ASTRAL SEYAHAT”
Günümüzde yapılan laboratuvar deneyleri ise, bizlere son derece ilginç ve
adeta elle tutulur bazı sonuçlar vermiştir. Ölmekte olan hastalar
tartılmış, terlemenin getirdiği kayıplar göz önüne alınmış ve
kaydedilmiştir. Ölüme doğru, saatte 28 gramlık toplam hafifleme
izlenmiştir. Ölüm gerçekleştiğinde ise, bir anda beden 21 gram
hafiflemiştir. Ayrıca birçok ölüm anı fotoğraflarında, bedenlerin
üzerinde bulutumsu görüntüler belirmiş hatta bunların bir kısmı
fotoğraflarla da belgelenmiştir… Demek ki, vücuttan dışarı çıkan bir
şey vardır. O şey gerek ölüm, gerek normal uyku, gerekse astral ayrılma
anlarında fizik bedeni terketmektedir.
Benliğin ve bedenin birbirinden ayrılması; bazen uykuda, bir baygınlık ya
da ağır bir hastalık anında da ortaya çıkabilmektedir. Böyle bir olayla
karşılaşan birçok kişi bedenini yukarıdan seyredebilmektedir. Bazıları
kendilerini bir bulut olarak tarif etmişlerdir. Bu da bedenden dışarı
çıkan birşeylerin olduğunun en büyük kanıtlardından biridir. Bir
kısmı da bedenlerine göbekbağına benzer ışıltılı bir bağla bağlı
olduklarını anlatmışlardır. Ayrılma olayını yaşayan kişi genellikle
çok mutludur ve hafiflemiştir. Duvar, kapı gibi bütün katı engellerden
rahatça geçebilir. Bazı olaylarda astral seyahat yapanların, ölmüş
yakınlarıyla karşılaştıkları da görülmüştür. Fiziki hiçbir eşyaya
veya yakında bulunan bir başka kişiye temas edilememektedir.
Olayın başında ve sonunda hissedilen temel duygular, bir boşluğa doğru
düşüş ve felç olma hissidir. Bu iki duyguyu herkes yaşamıştır,
özellikle uykuya geçiş anlarında bir boşluğa düşüş duygusu ve
arkasından gelen müthiş bir korku hepimiz için tanıdıktır. Hatta bazen
hareket etmek isteriz ama bir türlü edemeyiz, sanki elimiz ayağımız
bağlanmıştır…. Bir güç bizi engellemektedir… Yani bedenimiz
benliğimizi dinlememektedir. Bunun sebebi astral bedenimizin fizik bedenimizle
olan ir-iıbatmın o anda zayıflamış olmasıdır.
75
Halk arasında genellikle bu tür hareketsiz kalma durumlarına kara basan
geldi insanı etkisiz bıraktı gibi yorumlar yapılmaktaysa da, bu olayların
kara basanlarla falan hiç bir ilgisi ve alakası yoktur.
İSLAM DÜŞÜNÜRLERİ’NİN KONUYA YAKLAŞIMLARI
İslam düşünürleri deyince aklınıza Fettullah Gülen, Necmettin Erbakan
falan gelmiyor değil mi? Aman ha!… Tabi onlar da bir şeyler düşünüyor
kuşkusuz ama…
Neyse fazla şımarıklık yapmayalım… Biz gerçek İslam
düşünürlerinden söz ediyoruz…
Mevlana Celalettin Rumi, ruhun uykuda bedenden ayrıldığını söyler ve
Mesnevi’sinde bu düşüncesini şöyle belirtir: “Can; atlarınızı eğersiz
koyar, bu sır ölümün kardeşidir, sırrıdır. Ama gündüzün geri gelmesi
için ayaklarını uzun bir bağla bağlar. Can; boşlukla astar gibi gizlidir,
bedense yorgan altında döner durur. Sen bedensiz bir bedene sahipsin.”
İbni Sina, insanın ruhla bedenden oluştuğunu belirtir. Ve şöyle der:
“Beden nefsin çalışmasına uygun bir hale gelince, ruh bedene gönderilir.
İstenirse bedenden ayrılır. Tamamen ayrılınca bir daha yok olmaz.”
Tasavvufi çalışmalarda ruh ve beden ilişkisinin üzerinde özellikle
durulur. Mesnevi’nin birçok yerinde, Ahmed Efla-ki’nin “Ariflerin Menkibeleri”
adlı eserinde ve sayısız evliya, ermiş ve veli öykülerinde; ruhun gerek
istenildiği zaman, gerekse istemeden bedenden ayrılabildiği
anlatılmıştır. Genellikle bu olay keramet ve mucize olarak nitelendirilir.
Şeyh Bedrettin, “Varidat” adlı eserinde bunu açıkça anlatır:
“Bazen kendimi latifleşmiş hissederim, fizik bedenim o varlığın bir
kopyasıdır. Bu latif varlık, beden şeklinde görülür. Tıpkı buharın
yoğunlaşmadan evvel göriilememesi gibi, buhar
76
“ASTRAL SEYAHAT”
yoğunlaşınca bulut olur, görülür.”
Örnekleri çoğaltmak mümkün… Ancak konuyu çok uzatmamak için birkaç
örnekle yetiniyoruz…
DİĞER DİNLERİN ASTRAL ÇIKIŞ HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ
Hint Öğretileri’nde insanın üç bedenden oluştuğundan sözedilir. Bunlar
fiziki, esiri ve ruhsal bedenlerdir. Taoist düşüncede insan vücudunda,
evrenin mutlak enerjisinin bir zerresinin depolandığı ve bu enerjinin ruhsal
bir varlık olduğu ifade edilir. Bu ruhsal enerji, eğitim ve öğrenim sonucu
fizik beden dışına çıkarılabilir. Doğu inançlarının ve
öğretilerinin dışında, batıda da aynı yaklaşımlar görülür. Hz.
İsa’nın havarisi St. Paul, insanda ruhsal ve doğasal iki beden olduğunu
söylemiştir.
İsa Peygamber, İncil’de şöyle demektedir:
“Öyle bir adam bilirim ki, bedenin dışında mı? Bilinmez…” (İncil,
2/12:3)
1195′te İtalya’da yaşayan ünlü Aziz St.Antuan’ın mucizeleri arasında,
bedenini bir kilisede bırakıp, başka bir kiliseye gittiği ve orada
göründüğü olayı yer almaktadır.
FİZİKİ BEDEN VE ASTRAL BEDEN
Normal şartlar içinde yaşarken şuurumuz (bilincimiz) fiziki bedenin içinde
toplanmış durumdadır.
Geçmişden günümüze kadar gelen tüm toplumların geleneksel bilgilerinde;
fiziki bedenimizin dışına taştığı özel durumlarda, şuurumuzun
toplandığı başka bir bedenden daha bahsedilmiştir… Ölüm anında
bedenden ayrılarak spatyoma in-likal eden ruhsal enerjinin kullanmaya devam
ettiği ve çeşitli yaşamlar boyunca kullanılan bir bedendir bu…
77
Konuyu biraz açalım…
Ruhsal Enerjinin en önemli özelliklerinden biri şuurlu bir varlık
oluşudur.
Hep sorulur… Ruh nedir diye…
Ruh Varlığı: İrtibat sağlayabildiği alemlerin icaplarına uyarak, o
alemlere konsantre olabilen ve konsantre olduğu alemlerde planlar tertip
ederek bedenlenebilen şuurlu bir varlıktır.
Bu tanım şu ana kadar elde edilebilmiş olan Ruh Varlı-ğı’nın
özellikleriyle ilgili en kapsamlı ve eğer yeteri kadar an-laşılabilirse
içinde bir çok bilgiyi barındırabilen bir tanımdır… Bu tanımda da
görmüş olduğumuz gibi en belirgin vasıflarından biri; onun şuurlu bir
varlık oluşudur…
İrtibat sağlayacağı fizik alemlerin özelliklerine göre, varlık kendi
şuurunu belli bir oranda daraltmak zorundadır… Başka türlü o alemlerin
icaplarına, yani şartlarına uyum gösteremez.
İrtibata geçeceği o fizik alemin özelliklerine göre varlık; bazen % 10,
bazen % 30 , bazen % 70 , bazen de % 90′lara varan, şuurunda daraltmalar
yapmak zorunda kalır… Şu anda bizim dünyamızda olduğu gibi…
Eski Sufiler’in Dünyayı hapishane hayatına benzetmiş olmalarının sebebi
budur… Dünya üzerinde mevcut potansiyel enerjisinin ancak çok küçük bir
kısmını kullanabildiğini ve bu nedenle çok kısıtlı şartlarda yaşamakta
olduğunu farkeden insanlar çok eski devirlerden beri, inisiyatik merkezlerde
daha hür ve daha özgür bir yaşamın yollarını aramaya
çalışmışlardır… Ve bu özel çalışmalara katılanlar yaptıkları
özel çalışmalarla bazı ruhsal tecrübeler de yaşamışlardır. Bunların
arasında Astral Seyahat da bulunmaktaydı. Bizzat kendilerinin de deneyerek
gözlemledikleri bu çalışmalar; gerçekten de ruhsal enerjinin fiziki
bedenin haricinde bazı bedenler kullandığını göstermiştir…
78
“ASTRAL SEYAHAT”
ASTRAL BEDEN VE AURA
Potansiyel enerjisinin ancak % 10′luk bir kısmıyla varlık bu dünyada
yaşarken, şuurunun da tamamını değil sadece % 10′luk daraltılmış
kısmını kullanabilir. Dolayısıyla sahip olduğu pekçok ruhsal
yeteneklerini bu dünya yaşamında kullanamama durumuyla karşı karşıya
kalır. Bütün bunların sonucu olarak, kendisini sadece bedenden ibaret bir
varlık o-larak görme yanılgısı içine dahi düşebilir. Oysa ki ben
dediği bilinci asıl ruhunun sonsuz imkanlarından sadece ama sadece çok
küçük bir kısmıdır…
Şuurun toplandığı birden fazla merkez vardır ki bunlardan bir tanesi, çok
eski devirlerden beri astral beden ya da esiri beden olarak
isimlendirilmiştir.
Belirli sinir merkezlerine bağlı bulunan, bir nevi seyyal enerjetik maddeler
toplamıdır da diyebiliriz bu astral bedene…
Bu enerjetik bedenin fiziki bedenle irtibatından doğan bir ışınım
vardır. Mavimsi-gri renkteki bir dumana benzer görüntüsü olan bu
ışınımı, bazı medyomik hassasiyete sahip insanlar görebilmektedir. Bu
ışınım hareketi; fiziki bedenin her yerinde, çeşitli renklerde kendini
gösterir. Biyomanyetik bu enerji alanına hepimizin bildiği gibi
Parapsikoloji’de “Aura” ismi verilir.
Anlayışımızı kolaylaştırmak için fiziki bedeni bal peteklerine
benzetecek olursak, söz konusu enerjetik astral bedenin bu petekleri dolduran
bir akışkan olduğunu söyleyebiliriz…
Belirli bir şekli olmayan bu maddeler topluluğu, varlığın
düşünceleriyle istenilen bir görünüme sokulabilir. Hayalet gördüğünü
iddia eden insanların gördükleri şey aslında işte bu aslral bedenin
çeşitli şekillere bürünmüş halidir… Yani hayalet denilen şey ruhun
görüntüsü değil, ruhsal enerjinin şekillendirdiği astral bedendir.
79
Dünyanın birçok ülkesinde bu konuyla ilgili çalışmalar, 1960′b
yılların sonlarına doğru önemli sonuçların alınmasına yol
açmıştır. Hatta ruhsal bir enerjinin varlığını kabul etmeyen ve
materyalizmin kalesi olan eski Demirperde Ülkeleri’nde
bile…
Örneğin; 1968 yılında Çekoslavak ve Bulgar bilimadamla-rı dünya
kamuoyuna ortak bir açıklama yaparak; bitkiler ve hayvanlar da dahil olmak
üzere, tüm canlı varlıkların sadece atom ve moleküllerden meydana gelen
fiziki bir bedenlerinin olmadığını, fiziki bedenin eşi olan bir enerji
bedenin de mevcut olduğunu keşfettiklerini ilan etmişler ve bu bedene de
“biyolojik plazma bedeni” adını vermişlerdi…
Herhangi bir organı kesilen hastalar çoğunlukla o organı yerinde
hissettiklerini belirtirler.
Rus bilim adamları yaptıkları aura ile ilgili denemelerde, esası Kirlian
Fotoğrafçılık Metodu’na dayanan bir metod ile önce sağlam bir yaprağın
sonra da 1/3′ü kesilmiş olan bir yaprağın fotoğraflarını
çekmişlerdir.
İlk fotoğrafta yaprak üzerinde yanıp sönen parlak canlı ışık huzmeleri
ve yaprağın kenarlarında bir hat şeklindeki aydınlık alanın mevcudiyeti
yine kendini göstermiştir. İkinci fotoğraftaki görüntü ise oldukça
farklı olmuştur. Bu sefer yaprağın yüzeyi yine tam olarak görünmüş
ancak kesilen parçanın olduğu yer diğer kısımlardan bir çizgi ile ayırd
edilebilecek şekilde şeffaf kalmıştır.
Astral bedenin maddesi devamlı bir hareket halinde olup akıcıdır. Kendisine
has bir titreşim hızı vardır. Frekansı duyu organlarımızla
algılayabildiğimiz maddelerin frekanslarından çok yüksektir. Bu
sebeplerden dolayı, fiziki maddeler onun için bir engel teşkil edemezler.
Örneğin bir duvarın içinden kolaylıkla geçebilir. Astral bedenin akıcı
olması ona bölünerek kendi eşitlerini meydana getirebilme özelliğini
kazandırır. Böylelikle astral bedenin bölünmesi sağlanarak frekansı
değiş-
80
“ASTRAL SEYAHAT”
tirilebilir. Astral bedenimizin mevcut frekansını yükseltebilmemizle
düşüncelerimizin pozitif kalabilmesi arasında büyük bir paralellik
vardır.
ASTRAL BEDENİN FİZİK BEDENLE OLAN İRTİBATI
Fiziki ve astral bedenler oluşumlarındaki maddeler açısından
birbirlerinden çok farklı olup, fiziki beden fiziki plana, astral beden de
astral aleme aittirler. Şuur kütlesi, fiziki bedende toplandığı zaman,
sadece fiziki alemi fark edebilmekte, astral alemi algılayamamaktadır. Şuur
kütlesi astral bedende top-landığı zaman ise sadece astral alemi
farkedebilmekte, fiziki alemi algılayamamaktadır. Öyle görünmetedir ki,
belirli şartların oluştuğu özel durumlarda, bu iki halin arasında, iki
planın da kısmen algılanabildikleri diğer haller de mevcuttur.
Bu hallerin yaşanmasına en önemli etken hepimizde bulunan fakat hepimizde su
üstüne çıkmayan Durugörü, Telepati, Aslral Seyahat, Psikometri ve benzeri
Duyular Dışı Algıla-malarf mızdır.
İşte Astral Seyahat da özellikle ruhsal dünyanın gizemli kapılarını
aralamada önemli işlevlerde bulunmuştur. Örneğin ruh ve beden ilişkisinin
nasıl gerçekleştiğine dair önemli ipuçlarının yakalanmasına sebebiyet
vermiştir.
Kendiliğinden ya da belirli metodlarla astral seyahati gerçekleştirmiş
olanlar, astral bedenin fiziki bedene bir kordon ile bağlı olduğunu
farketmişlerdir.. Bu olağanüstü tecrübeyle karşılaşanlar kordonu
genellikle şu şekilde tarif etmişlerdir:
“Elastiki bir ip, elastiki bir kablo, bir ışık sütunu, gümüş ı enginde
bir ışık, duman gibi kordon, esrarengiz bir tesir akımı
Genellikle bu kordona Parapsikoloji’de “gümüş kordon” ilenir. Astral Seyehat
sırasında ne kadar uzaklara gidilirse
81
gidilsin bu kordonun kopması mümkün değildir. Bu kordon geniş bir frekans
aralığında korkunç bir hızla dönen ve titreşen moleküller kütlesidir.
Fiziki bedenden dublenin ayrışması esnasında; bu ayrışmanın niteliğine
bağlı olmak üzere, şuurumuz ya bu duble vasıtasıyla sadece fiziki
sahalara nakledilir ya da şuurumuz yavaş yavaş astral sahalara doğru
kaymaya başlar.
ASTRAL SEYAHAT TEKNİKLERİNE GİRİŞ
Pratik Astral Seyehat tekniklerine geçmeden önce deney öncesi sağlanması
gereken çok önemli şartlar vardır. Ve hemen belirtelim ki, bu şartlar
yerine getirilmeden, Astral Seyahat yapılabilmesi mümkün değildir. Deney
öncesi sağlamanız gereken şartlan yerine getirebilirseniz; çalışmanızda
elde edeceğiniz başarıya %60 yaklaştınız demektir.
İlk olarak uygun bir yer seçimiyle çalışmaya kendinizi hazırlayın.
Herkes yattıktan sonra odanızda bu çalışmayı yapabilirsiniz. Üzerinizde
sizi rahatsız etmeyecek, sizi sıkmayacak bir elbise olmasına dikkat edin.
Odanız ne çok soğuk, ne de çok sıcak olmamalıdır.
Evdeki diğer insanları, özel bir çalışma yapacağınızı ve sizi
kesinlikle rahatsız etmemeleri konusunda uyarın. Bedeninizden
ayrıldığınızda, herhangi bir kimsenin yanınıza gelmesi sizin bedeninize
ani dönmenize sebebiyet verebilir. Bu konuda dikkatli olun.
Eğer herhangi bir sebepten dolayı, ani geri dönüş yaparsanız, yatıp
uyumak yapılacak en iyi şey olacaktır. Böylelikle astral bedeniniz uyku
esnasında kendiliğinden ayrışıp tekrar fizik bedene geri döneceği için,
az önceki ani girişin olumsuz etkisi kendiliğinden kaybolacaktır.
82
“ASTRAL SEYAHAT”
NİYETİNİZ
Bu çalışmalara başlamadan önce, konunun ciddiyetini fark etmek çok
önemlidir. Niyetinizi önceden belirleyin…
Bu tür bir deneyi gerçekleştirmek istemenizin sebebi olarak; diğer
insanlara hava atmak, diğer insanlara karşın üstünlük sağlamak gibi
düşüncelerinizin şuuraltınızda olup olmadığını çok iyi tespit
edin… Eğer böyle bir düşünceye sahipseniz bu çalışmaya hiç
başlamamanız sizin açınızdan daha yararlı olacaktır. Çünkü bu tür
negatif düşünceler negatif tesirleri üzerinize çeker ve başarınızı
olumsuz yönde etkiler.
Ayrıca bu tür negatif enerjiler arzu edilmeyen sonuçlarla
karşılaşılmasına sebebiyet verebilir. Bu çalışmaya sizi yönlendiren
etken bu tür bir isteğin sonucuysa, Astral Seyahat deneyinde başarı elde
etseniz bile, bedeninizden ayrıldıktan sonra serbest hale gelen
şuuraltınıza negatif enerjilerin birikmesi sonucuyla karşılaşabilirsiniz.
Bu da sizin psikolojik ve fizyolojik dengenizi olumsuz yönde etkileyecektir.
DENEY HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİNİZ
Her şeyden önce arzu edilen başarıya ulaşabileceğinizden emin
olmalısınız. Başarıya olan inancınız ve konsantrasyonunuz sizi
başarıya hızla yaklaştıracaktır. Buna karşı her türlü te-u
(Idütleriniz sizi başarıdan uzaklaştıracaktır. Bu çalışmada başın
elde edemeyeceğinizi düşündüğünüz müddetçe, Astral Se-vahat
yapabilmeniz mümkün değildir. Çünkü Astral Seyahat lamamıyla
düşüncelerinizin konsantrasyonuyla yapılabilecek İm çalışmadır… Ve
kesinlikle unutmayınız ki, bedeninizi terk elliğiniz andan itibaren bütün
hareketlerinizi düşüncelerinizle yönlendireceksiniz. Düşünceleriniz, bu
çalışmanızın başlangıcindan sonuna kadar çok önemli bir fonksiyon
görecektir.
83
Her alanda olduğu gibi, bu alanda da; itimatsızlık, şüphe, korku endişe
gibi duygular her türlü isteklerinizin gerçekleşmesine engel olurlar. Buna
karşılık olumlu, yapıcı düşünceleriniz sizin en büyük yardımcınız
olacaktır.
Unutmayın! İstediğinizi yapabileceğinize kuvvetle inandığınız andan
itibaren başarıya çok yaklaşmış olacaksınız. Aslında bu durum, Duyular
Dışı Algılamalarımız’la ilgili bundan sonraki yapacağımız her alandaki
çalışmalarımızda önemli bir yer işgal eder… Ancak Astral Seyahat’da bu
bir kat daha fazladır…
İÇ HUZURUNUZ
Bu deneyi gerçekleştireceğiniz gününüzün, sakin ve huzur içinde
geçirilmiş bir gün olmasına dikkat etmelisiniz. O gün birisiyle aranızda
sizi sinirlendirecek şekilde bir münakaşa olduysa, aynı günün akşamında
deneye girişmekte fayda yoktur. Bu sinirlilik hali konsantrasyonunuzun
bozulmasına sebebiyet verebileceği için başarınızı engelleyecektir… Bu
yüzden deneyci, deney günü huzur içinde olmalıdır. Hareketlerine çok
dikkat etmeli ve huzurunu bozabilecek olaylardan uzak durmalıdır.
Konsantrasyonunuzu bozacak, düşüncelerinizin belli bir noktaya odaklamanıza
engel olacak, zihninizin dağılmasına sebebiyet verecek her türlü iç
sıkıntılarınızdan uzak bir zihin haliyle bu çalışmaya
başlamalısınız. Bu da gerçek anlamda bir iç huzuruyla
yakalayabileceğiniz bir haldir… Hiç değilse çalışmaya başlamadan
birkaç saat önce tüm sorunlardan arının… Streslerden kurtularak istenen
hale kendinizi sokabilmek için “Gevşeme Egzersizleri’Yıden
yararlanabilirsiniz…
84
“ASTRAL SEYAHAT”
KORKULARINIZ
Deneyci korku hissini mutlaka yenmek zorundadır. Bu çalışmalarda sizlere en
büyük engel: Korkularınızdır…
Korkularınızı yenemediğiniz müddetçe bu çalışmada başarı elde
etmenize imkan yoktur. Çünkü korku hissi derhal bedeninize geri dönmenize
sebebiyet verir. Heyecanlanmanıza ve korkmanıza bu çalışmalarda hiç bir
gerek yoktur. Ancak korkmanıza gerek yoktur demekle, korkunun ya da heyecanın
ortadan kaldırılmasının mümkün olamadığını da biliyoruz. Korkunuzun ya
da heyecanınızın yenilebilmesi bu konulardaki teorik ve pratik bilgilerinizin
artmasıyla mümkün olabilecektir. Korkunun temelinde; bilgisizlik vardır…
Bu nedenle korkumuzu yenebilmeniz için yapılacak tek şey; bu konuyla ilgili
bilginizi artırmaktır… Böylelikle korkulacak yegane şeyin korkunun
kendisinden başka bir şey olmadığını gerçek anlamda larkedebileceksiniz.
Bunu gerçek anlamda farketmeden korkularınızı, endişelerinizi ve
heyecanlarınızı yenebilmeniz mümkün değildir.
BEDENİ ŞARTLAR
Bedeninizin Pozisyonu
Bedeninizin çok rahat bir şekilde olması gerekmektedir. Kurada bedenin en
rahat pozisyonu uzanma halidir. Bedenin rahat olması, dikkatin dağılmaması,
sakinlik devresine kolayca erişebilmeniz bakımından önemlidir. Bu yüzden,
fiziki bedeniniz en rahat olacak şekilde uzanınız. Bacaklarınızı çapraz
yaparak kanın damarlardaki dolanımına engel olmayınız. Aksi lakdirde
tecrübenizin bitiminde rahatsızlık hissi duyabilirsiniz. I İlerinizi
vücudunuzun yanına koyunuz. Başınızın altında da İm yastık
olmalıdır.
85
Beslenme ve Sağlık Durumunuz
Çalışma saatinden hemen önce hiç bir şey yemeyiniz. Normalin üzerinde
yemek yemek tecrübelerinizdeki başarınıza engel teşkil eder. Aç kalma
çoğunlukla dublenin serbest kalmasına yardım eden bir unsurdur. Sebze ve
meyve türü yiyeceklerle o gün beslenmiş olmanız, çalışmanızda size
yardımcı olacak unsurlardandır. Aşırı olmamak kaydıyla sıvı alınan
gıdalar faydalıdır. Mütevazı bir yemekten 3-4 saat sonra denemeye
başlanabilir.
Bu çalışmaya başlamadan önce kesinlikle anestezik i-laçlar, alkol ve her
türlü uyuşturucu ya da uyarıcı maddeler alınmamalıdır.
Bedeninizin sağlıklı olması çok önemlidir. Eğer vücudunuzun herhangi
bir yerinde ağrı, sızı varsa, düşüncelerinizi konsantre edemezsiniz.
Kalbinizle ilgili herhangi bir rahatsızlığınız varsa, kesinlikle bu
çalışmayı yapmayınız.
AYRIŞMAYI KOLAYLAŞTIRICI TEKNİKLER
Buraya kadar sizlere bazı teorik bilgiler aktarıldı. Herkes bu teorik
bilgilerin ve deney öncesi sağlanması gereken şartların ne kadar önemli
olduğunu kendi tecrübeleriyle görecektir.
Deney öncesi şartlar yerine getirildiği takdirde,-bu çalışma herkes için
rahatlıkla başarılacak bir deneye dönüşebilir. Daha önce de
söylediğimiz gibi her şey size bağlı…
Şimdi adım adım ilerleyelim…
İlk önce bedenin nasıl gevşetileceği. nasıl nefes alınacağı
öğrenilip, konsantrasyon kabiliyeti geliştirilmelidir. Bunlar sağlandıktan
sonra sizlere vereceğimiz metotlardan birini seçip onun üzerinde düzenli
olarak çalışmalara başlayabilirsiniz. Bu metotların içinde bazıları
daha kolay uygulanabilir özelliktedir.
86
“ASTRAL SEYAHAT”
Ancak size hangisi uygun geliyorsa onunla başlayabilirsiniz. Hatta bazı
metotları birleştirerek de kullanabilir ve size en uygun gelen metodu kendi
kendinize de geliştirebilirsiniz.
Bu alıştırmalara başlamadan 1 hafta önce zihin yoluyla ziyaret edeceğiniz
mekanı seçin. İlk alıştırmalarda çok yakın bir yer seçmek daha
doğrudur. İşe 1-2 metre uzaklaşarak başlayın. Bedeninizden çıktıktan
sonra bulunduğunuz odada kalmak istediğinizi önceden kendi kendinize telkin
edin. Sonraları tecrübeniz arttıkça çok uzak noktalan da seçebilirsiniz.
Tam 1 hafta süreyle kendinizi o güne psikolojik olarak hazırlayın.
Amacınız duyu ötesi algılamanızı harekete geçirip orada geçen olaylar
hakkında doğru bilgiler almak daha doğrusu orada gelişen olayları
yukarıdan izlemektir.
Aradan geçen 1 haftalık süre içinde her sabah kalktığınızda ve gece
yatmadan önce kendi kendinize şu telkinde bulununuz:
” tarihincle beden dışı bir deneyim çalışması ya
pacağım. Kendi is/eğime bağlı olarak bedenimi terk edip, o-
daının içinde kısa bir süre kalacağını. Kendimi ve çevremi be
denimin dışında seyredeceğim. Düşüncelerime kolaylıkla
hakim olacağım. Ve tekrar bedenime geri döneceğim. Bu
deneyi gerçekleştirebilecek yeteneğe sahibim. Onu kul
lanacağım. Bedenimi terk edebilir ve onu yukarıdan izleye
bilirim.”
Şimdi AstralSeyahat Tekniklerini sırasıyla ele alalım:
1- Telkin ve Konsantrasyon Metodu
Bu metodun temeli gevşeme egzersizleri, telkin ve konsantrasyona dayanır…
Bu konular üzerinde daha önce durmuştuk, eğer bunlar üzerinde yeterince
çalışırsanız, şimdi aktaracağımız metodu kolaylıkla uygulayarak
bedeninizi terk edebil-
87
meniz mümkün olacaktır. Bu egzersiz Astral Seyahat metotları içinden en
kolaylıkla uygulanabilecek tekniklerin başında yer
ahr.
Sırtüstü yatağa uzanıp gözlerinizi kapayın. Gitmek istediğiniz yerden
ve bedeninizi terk edeceğinizden başka hiç bir düşünceye zihninizde yer
vermeyin.
Bu deney boyunca günlük yaşamın meşgalelerini unutacaksınız.
Düşünceleriniz gittikçe sakinleşecek… Sizi çevreleyen her şeyi unutun
ve kendinizi serbest bırakın…
Nefes Alma ve Gevşeme Egzersizleri’ni kusursuz ve tam olarak uygulayarak
zihinsel ve fiziksel olarak gevşeme haline yani a Ritmi’ne geçiniz.
Bu andan itibaren, yatağınızın hafifçe öne arkaya sallanmaya
başladığını düşünün… Bu sallanmayı çok kolaylıkla
hissedeceksiniz. Çünkü gevşeme hali içinde bulunuyorsunuz… Bedeninizin
içindeki astral bedeniniz bedeninizin içinden adeta kayıp gitmek üzere
olduğunu farkediyorsunuz… Sallanmayı sürdürün… Her an astral bedeniniz
bedeninizden çıkıp gitmek üzere olduğunu düşünün. Arkadan öne, önden
arkaya sallanırken sallanmanın verdiği gevşemeyi iyice hissedin… Kendi
kendinize vereceğiniz telkinlerle içinde bulunduğunuz durumu rahatlıkla
yönlendirebilirsiniz. Ne isterseniz ve neyi düşünürseniz o
gerçekleşecek… Bunu kendi kendinize içinizden telkin
edin:
“Sallanmalar artıyor… Gevşiyorum… Bedenimi terk etmek üzereyim…
Akışkan bir sıvı gibi astral bedenim vücudumu terk etmek üzere…” diye
kendi kendinize telkin de bulunun…
Daha sonra kendinizi bedeninizin 1 - 2 metre yukarısında olduğunuzu
düşünün… Bedeninizden 1-2 metre kadar yüksekte bir nokta üzerine
konsantre olun. Sadece bunu düşünün… Kendinizi orada hissedin… Bu
düşünceyi kuvvetle arzu edin… Arzunun kuvveti çok önemlidir. Arzu ani ve
kısa süreli olmalıdır. İyice gevşemiş bir haldesiniz… Kendinizi
bedeninizin
88
“ASTRAL SEYAHAT”
dışında düşünün… Buna yoğun bir şekilde ama kendinizi asla
zorlamadan konsantre olun… Sallanmalar arttıkça bir anda kendinizi orada
bulacağınızı düşünün… Tekrar yoğun olarak arzunuzu kısa süreli bir
darbe gibi tekrarlayın… Sallanmaları izleyin ve bu sallanmaları, kendinizi
ileriye doğru son bir hareketle bedeninizden fırlatana kadar devam edin. Her
an bir bulut gibi bedeninizden yukarıya doğru yükselebileceğinizin
bilincinde olun…
Bir anda vücudunuzun hafifleşerek sanki deniz üzerinde yatarmışcasına
dalgalanmaya başladığını ve yavaş yavaş yükselmeye başladığını
hissedeceksiniz. Sadece ama sadece bu düşünceye konsantre olun… Eğer
yeteri kadar gevşeme haline geçtiyseniz ve yeterince konsantrasyonunuzu
verdiğimiz telkinlere yöneltebilirseniz, böyle bir tecrübeyle çok
kolaylıkla karşılaşacaksınız.
Önce bedeninizin adeta bir balon gibi şiştiğini hissedeceksiniz. Yoğun
konsantrasyonunuz ve telkinleriniz bir anda sizi bedeninizin dışına doğru
çekmeye başlayacaktır. Bu anda vücudunuzda seyirmeler, kulağınızda
çınlamalar başlayacaktır. Bundan korkmayın. Bir balonun patlamasına
benzer bir duyguya kapılabilirsiniz. Bunlar vücudun terkedilme anında ortaya
çıkan doğal gelişmelerdir. Bir müddet sonra bu seyirmeler ve çınlamalar
kesilecektir.
Astral Bedeniniz’in fiziki bedeninizin her bölümünü tamamen doldurduğunu
ve gevşedikçe astral bedeninizin bir balon gibi şişmeye başladığını
imajine edebilirsiniz. Bulutumsu görünüşteki Astral Bedeniniz’in fiziki
bedeninizin gözeneklerinden yavaş yavaş çıkarak yükselmeye başladığı
düşüncesine konsantre olmak, işinizi biraz daha kolaylaştırabilir.
Bir kuş gibi kendinizi havalanırken hissedebilirsiniz. Heyecanlanmayın ve
gelişmeleri oluruna bırakın… Düşüncelerinizi sadece bedeninizi terk
etmeye odaklayın. Bu konsantrasyo-uııunuz sizi bedeninizden çekip
alacaktır.
89
Tüm çalışmalarınızı yönlendirecek olan tek şey düşüncelerinizin
konsantrasyonudur. Bedeninizi terk ettiğiniz andan itibaren de
düşüncelerinizle hareketlerinize yön vereceksiniz… Nereyi
düşünürseniz siz astral bedeninizle birlikte kendinizi o-rada
bulacaksınız.. Odanızın içindeki hareketlerinizi yönlendirecek olan tek
şey yine bu düşünce gücünüz olacaktır. İlk denemelerinizde
yatağınızda yatmakta olan bedeninizi ve odanız-daki eşyaları kısa bir
süre seyrettikten sonra yavaşça bedeninize geri dönün.
Bedeninize geri dönmek son derece kolaydır. Sadece bedeninize geri dönmeyi
dilemeniz, bunun için yeterlidir… Evet yapacağınız tek şey bedeninize
geri dönmeyi dilemektir. Göreceksiniz ki bir anda kendinizi bedeninizin
içinde bulacaksınız. Bu nedenele acaba bedenime geri dönemeyebilir miyim
diye önceden her hangi bir tereddüt yaşamanıza gerek yoktur. Bedeninize
dönmek için hiç bir çaba göstermeniz gerekmeyecektir.
2- Imajinatif Şartlandırma Metodu
Deneye başlamadan önce evnizin içinde takip edeceğiniz bir yol tesbit
ediniz. Örneğin bu yol; yatak odanızdan mutfağa kadar uzanan bir hat
olabilir. Bu yol üzerindeki detaylardan 5 noktayı beliıieyiniz. Bu noktalar,
evinizin içindeki divan kanepe, sehpa duvardaki resim gibi eşyalar arasından
belirlenebilir. 5 Adet noktayı belirledikten sonra bazılarına vanilya,
karanfil, lavanta gibi kokular da ilave edebilirsiniz.
İzleyeceğiniz yolu ve ayrıntıları birçok kez gidip gelerek en ince
detaylarına kadar hafızanıza almaya çalışınız. 5 gün gün süresiyle
bu yol üzerinde tekrar ve tekrar gidip gelerek bu hattın tüm
ayrıntılarını ezberleyin. Tespit ettiğiniz her nokta karşısında 5′er
dakika oturarak, onun tüm ayrıntılarını gözleyin.
90
“ASTRAL SEYAHAT”
5 günlük hazırlık devresinden sonra hedeflediğiniz denemeye artık
hazırsınız demektir. 6. gün çalışmaya hazır olup olmadığınızı
sınamak için hiç heyecanlanmadan odanıza geçin…
Gevşeme egzersizleri ile a ritmine girin… Gevşeme haline geçtikten sonra
tespit ettiğiniz noktalan teker teker gözünüzün önünde canlandırmaya
başlayın. Her bir noktanın iyice gözünüzün önünde belirmesine izin
verin. Sırasıyla tüm noktaları imajinatif olarak sanki televizyon
ekranından seyreder-mişcesine gözünüzün önünde canlandırın…
Belirlediğiniz noktalara bazı kokular yerleştirdiyseniz, o kokulan
aklınıza getirin. Böylelikle imajinasyonunuz daha kolay harekete
geçecektir. Bunda başarıya ulaşırsanız, ertesi gün deneyinizin ikinci
aşamasına başlayabilirsiniz.
Bir sonraki gün yine gevşeme haline geçin… Bunun için kendi kendinize
yapıcı telkinlerde bulunun. Gevşeme hali içinde kendinizi hazır
hissettiğinizde, yattığınız yerden kalkarak tespit ettiğiniz yol
üzerinde zihinsel olarak ilerlemeye başladığınızı hayal edin. Yavaş
yavaş bedeninizden bir bulut gibi süzülerek yükselmeye başladığınızı
ve teker teker daha önce defaatlerce baktığınız noktaların önünden
geçtiğinizi düşünün ve bunu arzu edin. Gözünüzün önünde imajinatif
o-larak yol belirmeye başlayacaktır.
Burada yapmanız gereken şey, televizyon ekranından görüntüleri
seyredermişeesine izlerken, şuurunuzu oraya gerçekten taşıyabilmektir.
İmajinatif olarak görüntüleri gözünüzün önünde canlandırırken
kendinizi imajinatif görüntünün ötesinde, gerçek şuurunuzla orada
bulunduğunuzu kuvvvetle isteyin. Bunu kısa aralıklarla kuvvetlice arzu
edin… Bir anda gerçekten de kendinizi orada bulabilirsiniz…
Astral Seyahat teknikleri arasında aktardığımız bu ikinci metot özellikle
belirtmemiz gerekir ki, imajinasyon yani duru-g.örii yeteneği kısmen de olsa
işler durumda olanlar için geçer-
91
lidir. Eğer gözlerinizi kapadığınızda isteğinize bağlı imajları
gözünüzün önünde canlandırabilecek bir imajinasyon yeteneğine
sahipseniz bu metodu kolaylıkla uygulayabilirsiniz.
Durugörü yeteneği kısmen de olsa su üstüne çıkmamış kişiler bu
metodu uygulayamazlar. Onlar için en uygun olan metot ilk verdiğimiz ve
bundan sonra vereceğimiz metotlardır…
Bu tür bir yeteneğe sahip olmayanlar bu metot üzerinde fazla zaman
kaybetmesinler. Peki durugörü yeteneğimizin bizde az da olsa çalışır
durumda olduğunu nasıl anlayabiliriz? Bunun cevabı son derece basittir…
Zaten konun içinde de verilmiş durumdadır: Yani eğer gözlerimizi
kapattığımızda, istediğimiz görüntüleri zihnimizde sanki televizyon
seyredermişcesine canlandırabiliyorsak, durugörü yeteneğimizin kısmen de
olsa bizde çalışırdurumda olduğunu söyleyebiliriz. Ancak burada asıl
söylemek istediğim bu konuyla ilgili bir başka mesele var:
Çevrenizdeki kişilere gözlerini kapattıklarında istedikleri imajları
görüp görmediklerini sorun bakalım ne cevap alacaksınız. Çok
şaşırtıcıdır ki, gözleri kapalıyken istedikleri imajları görenler
herkesin böyle bir yeteneğe sahip olduklarını zannetmektedirler… Halbuki
durum böyle değildir. Herkes gözlerini kapattığında istediği imajı
göremez… Bırakın istedikleri imajları, siyah bir fondan başka hiç bir
şey göremeyenler çoğunluktadır. Görebilenler ise azınlık
durumundadır…
Sevgili Sınır Ötesi okurları, siz de gözlerinizi kapatarak kendi kendinizi
test edebilirsiniz.
3- Rüya Kontrol Metodu
Bu metodun temeli, rüya içinde rüyada olunduğunun şuuruna varabilmektir.
Böylelikle şuurun rüya içinde uyandırıl-ması mümkün olabilmektedir.
Rüya gördüğümüzü farket-tiğimiz anda, eğer kendimizi belirli
metotlarla eğitebilirsek
92
“ASTRAL SEYAHAT”
rüyamıza uyanık şuurumuzla devam edebiliriz. Bu son derece ilginç bir
denemedir.
Bu gerçekleştirildiğinde, yatakta yatan bedeninizin dışında bir anda onu
seyrederken kendinizi bulabilirsiniz. Nitekim hiç bir özel çalışma
yapmadan, hem rüya görürken rüyada olduğunu farkeden, hem de
uyandığında kendisini bedeninin dışında bulanların sayısı bir hayli
fazladır.
Rüyadayken rüyada olunduğunun farkına varılması ilginç bir deneme
olduğu kadar, astral çıkışa imkan da sağlayan bir olgudur. Çünkü uyku
esnasında derin bir gevşeme ile birlikte astral beden ile fiziki beden
ayrışma içine girer. Astral Seyahat tekniklerinden biri olan Rüya Kontrol
Metodu’nun çıkış noktası işte bu özelliğe dayanır. Yani metodun
çıkış noktası, fizik ile astralin ayrıştığı bir anda şuuru
uyandırarak, şuuru astral bedende tutabilmektir. İşte o anda kişinin
şuuru uyanık bir haldeyken bedeninin dışında kalabilir…
Peki rüyadayken nasıl rüyada olduğumuzu farkedebiliriz? Bunun son derece
kolay uygulanabilir metotları vardır.
Rüyalarımızda zaman zaman son derece garip, günlük yaşantımızda asla
meydana gelmesi mümkün olmayan olaylar, manzaralar ve mizansenlerle
karşılaşırız. Bu olaylar bize rüyada olduğumuzun en büyük ip
uçlarını verebilir. Ancak bu ipuçlarını yakalayabilmemiz için,
şuuraltımıza bu yönde telkinlerin verilmiş olması gerekir. Aksi takdirde
bu tür olaylar rüya içindeyken bize normalmiş gibi gelir.
Bunu gerçekleştirmenin en kolay yolu günlük yaşıntımız sırasında
karşılaştığımız olaylar karşısında kendi kendimize sorular
sormaktır. Günlük yaşantınız içinde karşılaştığınız çeşitli
olaylar karşısında şu üç soruyu kendi kendinize sorarak mantıklı
açıklamalarını yapınız:
Bu olay neden oldu’.'… Nasıl oldu?… Niçin oldu’.”…
Bunu kendinize alışkanlık haline getirin. Her karşılaştığı-
93
nız gelişme ve olay hakkında olmasa bile çoğu için bu soru sorma ve
mantıklı cevaplar verme çalışmasını yapınız.
Sorularınıza mantıklı açıklamalar getirince her seferinde kendi kendinize
içinizden şu telkinde bulunun:
“Demekle ki rüyada değilim…”
Bu davranışınız sizin şuuraltınıza işleyecek ve sonunda rüyadayken de
bu soruları kendi kendinize sormaya başlayacaksınız. Çoğunlukla
rüyalardaki olaylar normal fizik kurallar çerçevesinde gelişmediği için
mantıklı cevaplar bulamayacaksınız. İşte o an, “demek ki rüyadayım”
sonucunu şuuraltınız size otomatik olarak çıkaracak ve siz rüya görmekte
olduğunuzu anlayacaksınız. Ve böylelikle rüya içinde uyanma imkanına
ulaşacaksınız. Uyandığınız an çevrenize bakın kendinizi bedeninizin
dışında uyandırmış olma ihtimaliniz çok yüksektir…
4- Uçma Testi Metodu
Rüyalarınızda sık sık kendinizi uçarken görüyorsanız yukarıdaki
metodu sadece uçma olayına endeksleyerek de uygulayabilirsiniz.
Günlük yaşamınızda zaman zaman kendinize “şu anda rüya mı görüyorum?”
diye sorunuz… Soruyu cevaplandıra-bilmek için hemen arkasından şu testi
yapınız:
“Uçabiliyor muyum, yoksa uçamıyor muyum?”
Bu soruyu hem sorunuz hem de fiziki olarak yapmaya çalışınız. Test sonucu
uçamadığınızı gördüğünüzde:
“Uçamıyorum… O halde gerçek hayattayım… Gördüğüm de rüya
değildir” diye bir hüküm çıkartınız.
Şuuraltınız bu şekilde şartlandırıldığında, aynı soruları
rüyanızda da sormanıza sebebiyet verecek ve rüyada yapacağınız test
sonucu uçabileceğinizden:
“Uçabiliyorum… O halde rüyadayım…” diye bir hüküm
94
“ASTRAL SEYAHAT”
çıkaracak ve rüyadayken şuurunuzu uyandırabileceksiniz.
5- Arzu Faktörünün Şartlandırılması
Bastırılmış, önlenmiş, set çekilmiş, yerine getirilmemiş arzular;
astral çıkışlara sebebiyet veren önemli faktörlerdir.. Bundan
yararlanarak da astral çıkış gerçekleştirilebilir.
Yatmadan önce sizi susattıracak tuzlu yiyecekler yiyiniz. Odanızın belli
bir köşesine de bir bardak su koyunuz. Ve kendinize şu telkinde bulunarak
yatınız:
“Rüyamda susadığımda o köşeye gidip bardaktaki suyu içeceğim… Ancak
bardağa elimi uzattığım anda şuurumu kazanacağım…”
Uyku esnasında fiziki beden hareket edemeyeceği için, su içmek için
duyulan şiddetli arzu, astralin bedenden çıkışına sebebiyet verir. Kendi
kendinize verdiğiniz telkinle de bardağa elinizi uzattığınız an,
bedeninizin dışında uyanmanız mümkün olabilir. Bir anda kendinizi
bardağın yanında, bedeninizi ise yatamkta yatar vaziyette bulabilirsiniz.
Uygulanması çok kolay olduğu için bu metotla astral çıkış yapan çok
sayıda insan vardır.
Yukarıdaki deneyinizin başarıya ulaşması için, deneye başlamadan önce,
böyle bir çalışmayı tüm ayrıntılarıyla nasıl gerçekleşeceğini en
az 10 gün boyunca zihninizde iyice canlandırın. Ve her gece yatmadan önce
tuzlu yiyecekler yemeden de telkinlerinizi 10 gün boyunca kendi kendinize
tekrarlayınız. 10 günlük sürenizin sonunda, bu metodu uygulamaya
başlayın. Böylelikle başarıyı büyük ölçüde garanti altına almış
olacaksınız.
95
İLERİ KONTROL TEKNİKLERİ
Buraya kadar bedenin nasıl terkedilebileceğinden söz ettik. Peki ama beden
terkedildikten sonraki gelişmelere nasıl hakim olunacak? Konunun bu yönü
oldukça önemlidir.
Birçok kişi astral çıkış yaptıktan sonra, ani olarak bedenlerine geri
dönmekten şikayetçi olur. Bazıları ise, tam çıkış anında yaşanan
kulaklardaki çınlamalar, vücudun çeşitli yerlerinde görülen şiddetli
seyirmeler ve bedenden yukarı doğru çekilme duygusundan rahatsız oldukları
için çıkışı tamamlaya-mamaktan bahsederler. Örneğin ilk çıkış
anında, ben de aynı şikayetlerden dolayı bedenimi terkedememiştim.
Şunu kesin olarak söylemeliyim ki, küçücük bir tereddüt bile çıkışa
engel olmaktadır. Tam çıkış anında eğer olayın akışına insan
kendisini teslim edemezse, bir anda tüm gelişmeler sona ermektedir.
İnanın astral seyahat hiç de zannedildiği kadar zor değildir… Yeter ki
korkunuzu ve tereddütlerinizi yenebilin. Bundan sonrası metotları ne kadar
ciddiyetle uygulayıp uygulamadığınıza bağlıdır.
Bedenizi terk etmeyi başardığınızda dikkate almanız gereken bazı
kurallar vardır. Şimdi kısaca bunları gözden geçirelim:
İlk Ayrılma Anı
Bedeninizi terk ederken meydana gelen kulak çınlamaları ve vücudunuzdaki
seyirmelerin size hiç bir zararı yoktur. Yukarı doğru çekildiğinizi
hissettiğiniz an gelişmeleri oluruna bırakın ve kendinizi kasmayın. En
küçük bir endişe bedeninize geri dönmenize sebebiyet verir. Bırakın ne
olacaksa olsun… Ancak kötü hiç bir şey olmayacağından emin
olabilirsiniz. Ve unutmayın istediğiniz an bedeninize geri dönme şansına
96
“ASTRAL SEYAHAT”
sahipsiniz.
Bedeninizi yukarıdan seyrederken havada yüzmenin hafifliğini hissedecek ve
bundan olağanüstü bir mutluluk duyacaksınız. Bedeninizi terkedince
mümkün olduğunca bedeninizden uzakta bir noktada kalmaya özen gösterin
bedeninize yaklaştıkça o sizi içine çeker. Ancak ilk denemelerinizde
odanızı terk etmeyin. Odanızın içinde etrafı seyredin. Yandaki odalara da
gidebilirsiniz. Kendinizi seyyal bir denizin içinde yüzermiş gibi
hissedeceksiniz.
Boşlukta Durabilme ve Hareketin Sağlanması
Beden dışına çıkmadan önce verilen telkinler, beden dışı tecrübede
önem taşır. Bedeninizden çıktıktan sonra evinizden uzaktaki bir yere
gitmeyi istemişseniz, bu derhal gerçekleşir. Eğer bedeninizi terk eltikten
sonra fikrinizi değiştirirseniz ya da daha önce belirlediğiniz yere
gittikten sonra bir başka yere daha gitmek isterseniz; bunun için yapmanız
gereken tek şey, düşüncelerinizle hareketlerinize yön vermektir. Bunun
için düşünceleriniz üzerinde kuvetli bir hakimiyet sağlamış olmanız
gerekir.
Şunu asla unutmayın: Astral Seyahat sırasındaki tüm hareketlerinize
düşünceleriniz yön vermektedir. Durmak istediğinizde duracak, hareket
etmek istediğinizde hareket edeceksiniz. Bu yüzden ani düşünce
değişimlerinden kendinizi uzak tutmanız şarttır. Bunu sağlayabilmek için
konsantrasyon yeteneğinizin geliştirilmesine ihtiyaç vardır.
Bedeninizin dışındayken eğer bedeninizle aynı odada bulunuyorsanız,
bedeninize çok fazla yaklaşmayın. Bir girdap gibi sizi kendisine çeker ve
bedeninize geri dönmek zorunda kalırsınız.
97
Astral Mekanlar
Astral Seyahat çalışmalarında tecrübeniz arttıkça, sadece fizik
mekanlara değil, fizik ötesi diye adlandırılan astral mekanlara da
gidebilmeniz mümkündür. Bunun için kendinize bu yönde telkin vermeniz
gerekir. Ancak ilk çalışmalarınızda fizik planda kalacak şekilde
kendinizi yönlendirmeniz daha iyidir.
Astral bedeninizle çıkış yaptığınızda dublenizde hem fiziksel, hem de
astral enerjiler bulunmaktadır. Bu enerjilerden hangisi daha ağır basarsa o
mekanda kalırsınız. Dublenizin üzerindeki fiziksel enerjilerin azalması
bedeninizden oldukça uzaklaşmanızla gerçekleşir.
İlerki çalışmalarınızda astral mekana yani spatyoma geçme
çalışmaları yaparsanız, o mekandaki bedensiz varlıklarla yani daha önce
dünyada yaşayıp da öldükten sonra spatyoma intikal etmiş olan
varlıklarla da karşılaşabilirsiniz. Onlarla konuşabilirsiniz de… Zaten
medyomik çalışmalarda kullanılan bir tekniktir bu… Ancak bu tür
çalışmalar tek başına yapılmaması gerekir. Mutlaka başınızda bu
konuda bilgili ve deneyimli bir operatörün bulunması şarttır.
Biz SINIR ÖTESİ Yayınları olarak, başınızda deneyimli bir operatör
bulunsa bile, ruhsal irtibat celselerine girişmemenizi öneririz.
98